:: 13. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
 


 

Güncellenme Zamanı: 18.05.2011 11:31:07

 

Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tarafından 1987 yılından beri düzenlenen Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı‘nın 13‘üncüsü 18-22 Nisan 2011 tarihleri arasında Ankara‘da, yüksek bir katılımla gerçekleşmiştir. Delegeler, konuklar ve öğrencilerle birlikte 2000 dolayında katılımcı kurultayımızı izlemiştir.

24 yıllık tarihi boyunca Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayları sektörümüzde bir paylaşım yeri olmuştur. Bu paylaşım, temelde, sektörün farklı alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde görev yapmakta olan meslektaşlarımızın deneyim ve birikimlerinin paylaşımıdır. Söz konusu deneyim ve birikimler kimi zaman mevcut yöntemler ile geliştirilen yeni uygulamaları, kimi zaman yeni yöntem ve kavramları, kimi zaman bilim ve teknolojideki gelişmeleri, kimi zaman da farklı disiplinlerle yapılan ortak çalışmaları içermiştir. Bununla birlikte her ne olursa olsun kurultayların temel hedefi sektör mensuplarımız arasındaki iletişimi güçlendirmek olmuştur.

Kurultayların bir diğer amacı da teknik konuların yanı sıra ulusal ya da evrensel düzeydeki ekonomik, sosyal, siyasal, politik, kültürel vb. gelişmeleri meslektaşlarımızın tartışmasına açarak sosyal ve toplumsal bilincin oluşmasına ve bu bilincin yayılmasına katkıda bulunmaktır. Kurultayımızda düzenlenen iki panel ülkemizde ve dünyada yaşanan bu gelişmeleri anlama ve değerlendirmeye dönüktür.

Kurultay kapsamında eğitim programları da yer almıştır. Üyelerimizin talepleri doğrultusunda belirlenen "Uzaktan Algılamanın Temelleri" ve "Uydu Görüntüleri Kullanılarak Mekansal Veri Üretimi" başlıklı eğitim çalışması HKMO MİSEM Salonunda iki gün sürmüştür.

Yeniden İnsan İçin

"Mühendislik her zaman yeninin simgesi oldu, gelişimin ve geleceğin simgesi oldu. Son zamanlarda ise ‘yeni‘ esas amacından, insandan koparıldı. Ulusötesi tekellerin dayatmaları, reform adı altında sundukları yapısal değişiklikler ‘yeni‘ olarak önümüze sürüldü. Ancak uygulamaya konulan bu programlarda temel olgunun "insan" olmadığı geç de olsa görüldü.

‘Yeni‘ ile insanın bağına tekrar vurgu yapılmasının gerekliliğine olan inançla yola çıkılarak ‘Yeniden insan için bilim, teknoloji ve mühendislik‘, ‘Yeniden insan için Doğa, Tarım ve Kent‘, Yeniden insan için Medya‘, ‘Yeniden insan için Örgütlenme.‘, ‘Yeniden insan için Demokrasi‘ diyoruz. ‘Yeni‘ aramıza dönüyor, yarını yeniden, hemen kurmak için."

Emperyalizm, yayılmacı politikaları doğrultusunda Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini yapılandırmaya devam etmektedir. Bu coğrafyada kendi yarattığı diktatörleri tasfiye etmekte, halkı kullanarak süreci sözüm ona demokrasi adına yürütmektedir. Gerçekte ise; kendi çıkarları için bölgeyi açıkça işgal etmektedir.

1980‘den bu yana uygulamaya konulan ekonomik, sosyal, kültürel, politik programların içeriğinde emek, demokrasi, özgürlük ve barış yoktur. Bir başka deyişle odağında insan yoktur.

Yoksulluk ve işsizlik insanlığın karşısında iki büyük sorun olarak varlığını devam ettiriyor. İktidar sahipleri ise yoksulluk ve işsizliği bitirmeyi değil yönetmeyi tercih ediyorlar. Yoksulluk ve işsizlik iktidar politikalarının bir aracı olarak "insanın" karşısına dikiliyor. "Yeniden insan için" yoksulluğun yönetilmesine karşı insanı merkezine alan bir yaklaşımı temsil etmekte ve insanlığın geleceğine dair umutlarını yeşertmektedir.

Demokrasinin güçler ayrılığı prensibi olarak bilinen yasama, yürütme ve yargı organlarının ayrılıkları ilkesi geride bıraktığımız dönemde ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Yürütme erki, antidemokratik baraj sisteminin yardımıyla yasamayı etkisi altına almış, bununla yetinmeyerek yargı sistemi başta olmak üzere ülkedeki kurumları dönüştürmeye girişmiştir. Ülkede yasama, yürütme ve yargı erklerinin tümü iktidar adına tek bir elden yürütülmek istenilmektedir. Bu irade kendisini açıkça ifade etmektedir. Bunun sonucu olarak bir korku imparatorluğu yaratılmıştır.

Bugün, korku imparatorluğunu yaratanlar dahi yarattıkları sistemi kontrol edememekten korkmaktadırlar.

Demokrasi ve özgürlük kelimelerinin içinin boşaltıldığı bir döneme tanıklık etmekteyiz. Özel Yetkili Mahkemeler, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devamı olarak varlığını sürdürmekte, gözaltı sürelerinin keyfi kullanımı ile yargılamadan cezalandırma yöntemi uygulanmaktadır. 12 Eylül 2010 tarihinde ileri demokrasi hamasetleriyle yapılan anayasa değişiklikleri, demokratikleşme ve özgürleşmeye katkı sağlamamıştır. Yapısı değiştirilen yargı kurumları, siyasal iktidara daha bağımlı hale getirilmiş, yargı bağımsızlaşmak bir yana siyasallaştırılmıştır.

Siyasal iktidarın yürütme, yasama ve yargıyı kontrol ettiği, daha da öteye, bunun tek kişiye dayalı monarşik bir çağrışım yaptığı günümüz Türkiye‘sinde başkanlık sisteminin tartışmaya açılması tesadüfi değildir. Başkanlık sistemi ABD dışında ihraç edildiği hiçbir ülkede başarılı olmamıştır. Başkanlık sistemiyle siyasal iktidarın tek elde toplanması demokratik geleneklerin güçlü olmadığı ülkelerde tek adamlık ve diktatörlük sonuçları doğurmuştur.

"Yeniden insan için" böyle bir ortamda eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye olan inanca vurgu yapmaktadır.

Ülkemizde ve dünyada sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel alanlara yönelik gelişmeler hızla yaşanmakta iken bu süreci görmek ve insan için yönlendirmek, temel hedefimiz olmalıdır.
O nedenle, "Yeniden İnsan İçin" diyerek, aydınlık ve mutlu geleceğimizi selamlıyoruz.

Teknik Oturumlar;

Yaklaşık 2000 kişinin izlediği kurultayda, "Deprem Sonrası Hasar Tahmini", "Coğrafi Bilgi Sistemi Uygulamaları", "Arsa ve Arazi Düzenlemeleri", "Tarihi ve Kültürel Mirasın Korunması", "Jeodinamik Çalışmalar", "Çevre Kirliliği", "Afet ve Acil Durum Yönetimi", "Kıyı Yönetimi ve Deniz Kadastrosu", "Taşınmaz Değerleme", "Üç Boyutlu Kadastro", "İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı", "Yüksek Öğretim Sorunları"‘na kadar geniş bir yelpazede bildiriler sunulmuştur.

Jeodezik çalışmaların önemli bir ayağını da tektonik hareketlere bağlı yer değiştirmelerin izlenmesi oluşturmaktadır. Yer bilimcilerin tektonik hareketleri yorumlamak için ihtiyaç duyduğu ölçme çalışmaları, hareketi anlamlı şekilde yorumlayabilmek için gereken duyarlılığa sahip olmalıdır. Yersel amaçlarla kurulmuş mikro-jeodezik ağlarda GPS ölçmelerindeki zamansal ve teknik yetersizlikler nedeniyle deformasyon analizi sonuçları yanıltıcı olabilmektedir. Jeodezik ağlarda hız vektörlerinin elde edilmesi uzun zamana yayılan gözlemler ve prezisyonlu çalışmaları gerektirmektedir.

Türkiye Ulusal Düşey Kontrol Ağında referans olarak kullanılan jeoit için yaklaşık 9 cm olarak verilen konum doğruluğu arttırılmalıdır. Bu amaçla, kıyı ve denizlerde uydu altimetresi, karada yersel ölçmelerin yanı sıra havadan gravite ölçmeleri gerçekleştirilmeli, nivelman ağının yenilenmesi çalışmaları yürütülmelidir.

Geçtiğimiz yıllar içerisinde Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanımı tüm sektörler düzeyinde yaygınlaşmış, meslek alanımızın ağırlıklı olduğu çok disiplinli bir sektör haline dönüşmüştür. Yaygınlaşmanın sonucu olarak ihtiyaç ve beklentiler yeniden şekillenmektedir. Günümüzde CBS kullanıcıları için veri yerine servis hizmetlerinin sağlanması ihtiyacı daha ön plandadır. Servis yönelimli mimariler ile CBS kullanıcılarına sunulan hizmetin standartları yükselecektir. Türkiye Ulusal CBS altyapısının kurulmasındaki belirsizlikler ise sürmektedir. Yapılmış ihalelerle ilgili süreçler sektörce takip edilerek TUCBS kurulumunun bir an önce hayata geçirilmesine katkı sağlanmalıdır.

Kamu kurumlarında servis hizmetlerine yönelik projeler geliştirilmekte, bazı kurumlar veri paylaşımlarını internet ortamında yapabilmektedirler.

Kıt kaynakların etkin kullanımı için kurumlar arası çalışmaların ilke edinilmesinin de ötesinde yasal zorunluluk olarak hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Meslektaşlarımızın, altyapı şebekelerinde optimizasyon bazlı konumsal algoritmalar yardımıyla karar destek sistemleri geliştirilmesi üzerine çalışmaları ilgi çekmiştir.

Meslek disiplinimizin farklı kurum ve enstitülerde kullanılmasına ilişkin örnekler gün geçtikçe artmaktadır. Çevre kirliliği üzerine çalışmalarını sürdüren enstitülerde harita mühendislerinin görev almaya başlamasının ardından, CBS ve uzaktan algılama tekniklerini kullanan çeşitli projeler hayata geçmiş, çevre kirliliği araştırmalarına meslektaşlarımızca önemli katkılar sağlanmıştır.

Kültür ve tabiat varlıklarının kayıt altına alınması ve korunmasında daha önceki dönemlerde Harita Mühendisliğinden yararlanılmamış olması önemli kayıplara neden olmuştur. İlgili kurumlarda meslektaşlarımızın göreve başlamalarıyla bu durum fark edilmiş ve önemli çalışmalar başlatılmıştır. Kültür ve tabiat varlıklarının korunması önemli olduğu kadar meslektaşlarımız için yeni bir çalışma alanını ifade etmektedir. Genç mühendisler de yaptıkları sunumlar ile konunun ardında olduklarını göstermişlerdir.

Coğrafi bilginin iletimi ve iletişimi konusunda etkin rol alan mesleğimizin uçuş haritaları, hologram haritalar gibi yeni harita sunuş ortamları üzerinde de çalışmalar yürütmesi gerekliliğine işaret edilmiştir.

Uzaktan Algılama tekniklerinin, Lidar ve Yersel Lazer Tarama teknolojilerinin, disiplinler arası projelerin çok önemli bir parçası olduğu, dolayısıyla meslektaşlarımızın ortak çalışmalarda liderlik görevlerini üstlenmeyi hedeflemelerinin altı çizilmiştir.

Arazi toplulaştırma çalışmaları son dönemde meslek alanımızın gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemiz kırsal alanlarındaki parsel boyutlarının işletmeye uygun olmaması dolayısıyla ortaya çıkan düşük verimlilik toplulaştırmaya olan ihtiyacı arttırmaktadır. Toplulaştırma işlemlerinin arazi düzenlemeleri içerisinde kullanımı hızla artış göstermekte, pek çok mühendislik projesi öncesi toplulaştırma çalışmaları yürütülmektedir. Toplulaştırma işlemleri sonrasında sulamada % 60‘lara varan su tasarrufunun sağlandığı, önümüzdeki dönemde çok ciddi miktarda kırsal alan için arazi toplulaştırmasının yapılmasının planlandığı ifade edilmiştir. İhalelerde, konsorsiyum veya mühendislik hizmeti olarak ayrı ihale edilmesinin, arazi toplulaştırma projelerini daha nitelikli kılacağı ve kamu yararına gerçekleşmesini sağlayacağı dile getirilmiştir.

Önümüzdeki on yıl içerisinde ciddi miktarda kadastro yenilemesi yapılmasına gereksinim olduğu, yenileme çalışmalarında özel sektöre de önemli görevler düşeceği hatırlatılmıştır. Özel sektörün yapılanmasında ve sağlıklı gelişmesinde önemli rolü olan eşitlik ilkesi, rekabet koşulları ve tekelleşmenin önlenmesi hususunda kamu kurumlarının duyarlı olması vurgulanmıştır.

Türkiye kadastrosu, kamu hizmetlerinin projelendirilmesinde temel altlık olacak, kamu yönetimini kolaylaştıracak bir bilgi sistemine dönüşme aşamasındadır.

Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü‘nce yürütülen "Taşınmaz Değerlerinin Belirlenmesi ve Kayıt Altına Alınması Çalıştayı" çok önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir.

Taşınmaz değerleme faaliyetlerinin özellikle Almanya ve İspanya uygulamalarına benzer olarak kadastro idarelerine verilmesi ve yasal, kurumsal ve teknik altyapının oluşturulması önerilmiştir.

Taşınmaz değerleme verilerinin ulusal bir veri tabanında tutulması gerektiği belirtilmiş, değerlemede kullanılan matematiksel yöntemlere ilişkin model önerileri sunulmuştur.

Kıyı ve deniz alanlarında artan insan kaynaklı kullanımın bu alanlarda mülkiyetin ve sınırların tanımlamasını gerekli kıldığı, bu nedenle deniz kadastrosu kavramının geliştirilmesi vurgulanmış, bu alandaki çalışmalar dünyadaki örnekleri ile birlikte tartışılmıştır.

Özel mühendislik ölçmelerinde hassas nokta konumlama tekniğinin kullanılabilirliği üzerine çalışmalar aktarılmış, hidrografik ölçmeler alanına ilişkin örnekler verilmiştir.

Sayısal Arazi ve Yükseklik Modellerinin kalite değerlendirme sürecinin yönetmeliğimizde yer alması gerektiği vurgulanmıştır.

Üniversitelerimizde yüksek kontenjanlar, ağır ders yükleri, akademik kadro eksikliği ve ikinci öğretimin getirdiği yıpratıcı koşullar akademik çalışmaları ve ar-ge süreçlerini engellemektedir.

Kamu kurumları ve üniversiteler, teknoloji ve yazılım geliştirme çalışmalarında ortak projeler geliştirmelidir.

Sonuç olarak;

Kurultayımız beş günlük bir zaman diliminde başarıyla gerçekleştirilmiştir. Kurultayda sunulan bildiri sayısı ve çalışmaların bilimsel ve teknik niteliğinin yüksek oluşu, delege katılımının yüksekliği, yaşanan tartışmaların canlılığı, "Ölçme Teknolojileri ve Yazılım Fuarına" ve "Gülseren Yurttaş Anısına İş Sağlığı ve İşçi Güvenliği Fotoğraf Yarışma" olan ilgi bu başarının göstergelerindendir.

Ülkemizde 104‘ü kamu 53‘ü vakıf toplam 157 üniversite bulunmaktadır. Her yıl 36 bin civarında mühendis bu üniversitelerden mezun olmaktadır ve % 26‘sı işsizdir. Dolaysıyla, hızla artan üniversitelerin sayısı beraberinde yeni sorunlar da getirmektedir. Anayasamıza göre devlet, ".. ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere..", "çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan", "milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacıyla", "..bilimsel özerkliğe sahip" üniversiteler kurmakla sorumludur. Bu sorumluluğun doğru olarak yerine getirilmesi önemlidir. Ne yazık ki gerek meslek örgütlerinin, gerekse ilgili kurumların görüşleri alınmayarak, eğitim, üretim, çalışma yaşamı ilişkisi kurulmamaktadır. Üniversitelerin içerisinde bulunduğu durumun baş sorumlularından olan, "12 Eylül kurumu" YÖK kaldırılmalıdır.

27 Mart 2011 tarihinde 1.7 milyon gencin girdiği Yüksek Öğretime Geçiş Sınavında (YGS) yaşanan ve sonrasında yetkililerin yaptığı açıklamalarla büyüyen "Şifreleme" skandalı milyonlarca öğrencimizi, gencimizi, ailelerini ve tüm toplumu rahatsız etmiştir. Bu olayın gerçek yüzü hızla aydınlatılmalı, varsa, sorumluları ortaya çıkarılmalı, gençlerin ve ailelerinin mağduriyeti mutlaka giderilmelidir.

Kurultayımızda ele alınan ve bildirgemizde özetlenen konular meslektaşlarımız ve Odamız açısından büyük değer taşımakta, bundan sonra geliştirilecek sektörel politikalar açısından önemli bir altlık oluşturmaktadır. Kuşkusuz, kurultayımıza ilişkin yapılacak eleştirel değerlendirmeler ve görüşler bundan sonra gerçekleştirilecek olan benzeri etkinliklerin başarısının güvencesi olacaktır.

Bilimde, teknolojide, mühendislikte, tarımda, sanayide, örgütlenmede, insanı hatırlatmanın zamanı geldi. İnsanlığın geleceğinin karanlık olmasına izin vermek istemiyoruz.

Bu nedenle, hep birlikte  Yaşasın ! "Yeniden İnsan İçin" diyoruz.

 

TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

13. TÜRKİYE HARİTA VE BİLİMSEL TEKNİK KURULTAYI

Faydakı Linkler
     Turkiye Kurumları
Harita Bülteni
http://www.ayanmimarlik.com.tr/images/ssr9.gif
İnsan Kaynakları
     İş Başvuru Formu
     Staj Başvuru Formu
Haberler
Anket
Yeni sitemizi beğendiniz mi?
 Çok beğendim
 Beğendim
 Beğenmedim
 Çok kötü
Fotoğraf Galerisi

 

 

 

 

Bahçelievler Mahallesi 319.Sokak No: 7/4 Gölbaşı / ANKARA

 Tel: +90 (312) 484 62 82    Fax: +90 (312) 484 62 82 

e-Posta : info@ayanmimarlik.com.tr